http://www.hacibektaslilar.com/
 Ana Sayfa  
 Hacıbektaşlılar A.Ş  
 Hacıbektaş  
 Suluca Karahöyük  
 Serçeşme Dergisi  
  Yazarlar
  Ziyaretçi Defteri
  Linkler
Ziyaretçi Defteri         Ziyaretçi Defteri'ne YazınYorum Yaz
Arama Kriteri:                            Sayfadaki Haber sayısı:
      Tüm Kelimeler       Kelilemelerden herhangi biri
Toplam 332 kayıt bulundu
41 - 50
1 | 2 | 3 | 4 |  5  |  6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 |   İleri » Sona

  42 -     Ali Haydar                         02 Haziran 2008 - Pazartesi , 19:01:30           
ALEVİLERE BİR SALDIRI DAHA
BİR KAYMAKAM, BİR MİLLETVEKİLİ, BİR BAKAN, ALEVİLER VE AKP

"Size araba, maraba yok. Parası olan okusun, olmayan evlensin"
"Haydi kızlar kocaya"
"Onlara aylık burs da sağladık. Aileleri arayıp kefil olduğumu da söyledim"
"Sayın milletvekilim, 28 öğrencinin 12’si Alevi. Bunların devlete bakışını zaten biliyorsunuz."

"Bak kaymakam, bu bizim değil senin bakışın. Bu ne terbiyesizlik? Bunlar çocuk be! Bunun da ötesinde bu ayrımı nasıl yaparsın? Nasıl böyle konuşursun?"

"Fevzi Bey, bir dilekçe verin konuyu inceleteyim."
"Sayın Bakan, ben bir milletvekiliyim. İlimde yaşanan vahim bir olayı aktarıyorum, siz benden dilekçe istiyorsunuz. Ben mesajımı aldım, teşekkür ederim"
"Bakan özür dileyecek, biz kendisine gerekenleri söyledik. Odaya gel"
"Özrünüzü kabul etmiyorum. Siz de kaymakam gibi düşünüyorsunuz."

Evet bunlar herhangi biz diziden, senoryadan, oyundan alınmış diyaloglar değil. Yer; Türkiye, Tarih; 2008. Bir kaymakamın devletin vermiş olduğu yetkileri nasıl kullandığı, ve ona bu görevi veren bakanın duruşu, ve her ikisinin de inkar ve saldırıları karşısında bir milletvekilinin tavrı. gazete de aşağıda Şükrü Küçükşahin'in Hürriyet'teki yazısını okur okumaz bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.
Alevilere yönelik bu ayrımcı, inkarcı tutum ve davranışlar kaç yıl daha sürecek. Aleviler daha ne kadar kendilerine yönelik bu ve benzeri saldırılar karşısında sessiz kalacak.
Yazıyı gazeteden okudum. Bitince hemen televizyonları karıştırdım. Ne arıyordum ? Elbete Alevi ve Bektaşi derenklerinin, federasyonlarının, çeşitli demokratik kuruluşların, alevi dostlarının şimdiye çoktan AKP'nin genel merkezi başta olmak üzere, tüm ülke genelinde il ve ilçe teşkilatlarına siyah çelenk koyup, bu durumu protesto etmeleri idi. Henüz şu saate kadar bu böyle olmadı.
Dün İstanbul'da çeşitli çevrelerin barış için biraraya geldiği bir miting gerçekleştirildi.Ülkemizde barışın sağlanması için biraraya gelmesi istenilen, ve duyarlı olmalı beklenen Alevilere hala saldırılar sürüyor ve devam da edeceğe benziyor, böyle giderse.
AKP'nin Alevi açılımı da yapıldı çok şükür. Evet açılım yine inkara, reddetmeye, hakarete, dayalı olmaktan öteye gitmedi.
Mahalle baskısı dedikleri, bu olsa gerek. İktidarın kendi milletvekilinin taleplerine bile kulak asmayan AKP ne alevilerin, ne de Kürtlerin, ne de kendinden olmayanların taleplerini dinleyemeyecek, onlara hiç bir çözüm önerisi ya da girişimi olmayacak.
Bu saldırılara, bu inkarlara ne kadar daha susulacak, ne kadar daha hiç bir şey yapılmayacak?
Aleviler ne bugün ki ne de hiç bir hükümet tarafından bu kadar inkar edilip, hakarete uğramamıştır. Aşağıdaki Şükrü beyin yazısındakinden daha fazladır bu inkar.
Bu ve benzeri saldırı, inkar, hakaretlere gerekli tepkiler üsratle verilmediği sürece devam edecektir bunlar.
Dün yaşanılanları unutmamalıyız. Sivas'ı, Çorum'u, Maraş'ı, Gazi'yi, Sakarya'yı, ve daha pek çok yeri. ancak daha bugün (dün) yaşanılan hakaretleri görmezden gelinemez.Unutmayalım ki AKP'yi iktidar yapan en temel olaylardan biri ne sadece ABD, ne İsrail, ne IMF, ne AB, ne şu ne bu. A Ka Pe 'yi AKP yapan olayların başın SİVAS KATLİAM'ı gelmektedir. o katliam ki ülkemizde gelişen toplumsal muhalefeti ve ülkemizdeki en temel demokratik güçlerden biri olan Alevileri sindirmek için yapılmıştı. SİVAS KATLİAM'ına sadece bir kaç gencin, sadece bir kaç aydının, sadece alevilerin yakılması olarak bakamayız. SİVAS KATLİAM'ı egemenlerin, ezenlerin, ülkemizdeki ezilenlerin, emekçilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve tüm muhalif demokratik güçlerin susturulması, bastırılması adına gerçekleştirilmiştir.
Pek çok değerlendirmede 28 Şubat bir milat alınsa da asıl milat 2 TEMMUZ SİVAS KATLİAM'ıdır. A Ka Pe 'yi AKP yapan tarihtir. bu partinin kuruluş tarihi 2 Temmuz'dur.
Şimdi, hemen şimdi Alevilerin ve tüm muhalif güçlerin bu inkar ve hakaretleri protesto etmesi en emel görevlerden biridir.
Kaymakamın, Bakanın derhal istifa etmesi ve Aleviler şahsında ülkemizden özür dilemesi gerekmektedir.
Özür dilemekte bir erdemdir. Sayın kaymakam ve Sayın bakan. Ne kadar erdemli olduğunuzu göstermek adına size verilen bu fırsatı iyi değerlendirin. Aksi halde sizleri erdemsiz, bir kişilik olarak ülkemin kurumlarında bu halk adına görev yapmaktan bu halk men edecektir.
Burada asıl görev bir kere değil her zaman Alevilere ve dostlarına düşmektedir.

Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
skucuksahin@hurriyet.com.tr
Kızılcahamam’da ’kafa’ kavgası


DIŞİŞLERİ Bakanı Ali Babacan’ın, "Müslüman çoğunluğun sorunları var" dediği Türkiye’de, AKP’nin Kızılcahamam kampında dün yaşanan çok önemli, ibretlik bir "kafa" kavgayı aktaracağım.

Yaklaşık üç ay önce, Elazığ’ın Karakoçan İlçesi’nde YİBO yurtlarında kalan 28 kız öğrenci 4 kilometre mesafedeki okullarından dönüşte taciz edildi.

Öğrenciler Karakoçan İlçe Milli Eğitim Müdürü’ne giderek, özellikle akşam dönüşte kendilerine araç tahsis edilmesini istediler.

Yanıt; "Size araba, maraba yok. Parası olan okusun, olmayan evlensin" oldu.

Olay yerel gazetelerde, "Haydi kızlar kocaya" başlığı ile duyuruldu.

Bunun üzerine AKP Elazığ Milletvekili Fevzi İşbaşaran devreye girdi.

Vali Muammer Muşmal’la birlikte öğrencilere araç tahsis edildi, odaları bakımdan geçirildi, ailelerle konuşulup eğitime devam etmeleri sağlandı.

BU KAFA KAYMAKAMIN

İşbaşaran bu sırada Karakoçan Kaymakamı Erdinç Yılmaz’ı arayarak öğrencilerin kendisi ile görüşmek istediğini; ancak görüşemediklerini söyledi.

Öğrencilere velilik yapma kararı verdiğini belirten İşbaşaran, "Onlara aylık burs da sağladık. Aileleri arayıp kefil olduğumu da söyledim" dedi.

Ama kaymakamdan şok edici şu yanıtı aldı:

"Sayın milletvekilim, 28 öğrencinin 12’si Alevi. Bunların devlete bakışını zaten biliyorsunuz."

İşbaşaran’ın yanıtı da şu oldu:

"Bak kaymakam, bu bizim değil senin bakışın. Bu ne terbiyesizlik? Bunlar çocuk be! Bunun da ötesinde bu ayrımı nasıl yaparsın? Nasıl böyle konuşursun?"

Sinirlenerek telefonu kapatan İşbaşaran durumu, sıcağı sıcağına Meclis’te İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a aktardı.

Atalay’dan aldığı yanıt kendisini ikinci kez şoka soktu:

"Fevzi Bey, bir dilekçe verin konuyu inceleteyim."

İşbaşaran, "Sayın Bakan, ben bir milletvekiliyim. İlimde yaşanan vahim bir olayı aktarıyorum, siz benden dilekçe istiyorsunuz. Ben mesajımı aldım, teşekkür ederim" demekle yetindi.

BU DA BAKANIN KAFASI

Dün Kızılcahamam kampında bakanlar gruplar halindeki milletvekilleri ile buluştu.

Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Adıyaman, Mardin milletvekilleri ile Atalay’ın buluşmasında İşbaşaran, yeniden bu konuyu aktarıp "Siz bana böyle dediniz" anımsatması yaptı.

Sonrasında Atalay ile İşbaşaran arasında şu kavga çıktı:

Atalay: Sen doğruyu söylemiyorsun...

İşbaşaran: Ben bir milletvekili olarak ilimle ilgili bir sorunu anlatıp soru soruyorum, doğruyu söylemeyen sizsiniz... Bir kaymakam bunu yapamaz, uyarmanızı istedim. Siz vatandaş gibi dilekçe vermemi istediniz. Siz Dilekçe Komisyonu musunuz ki? Ayrıca ben memur muyum ki size dilekçe vereyim. Sayın Bakan bu ilçe çok hassas bir ilçe. Alevisi, Sünnisi birlikte yaşıyor. Bunu gündeme getirmeyeceğim, size sormayacağım da ne yapacağım? Ben sizin geçmişinizi de biliyorum. Rektörlüğünüzü de biliyorum..."

Bunun üzerine diğer AKP milletvekilleri devreye girdi.

Fevzi İşbaşaran odadan dışarı çıkarak lavaboda elini yüzünü yıkadı.

Ardından gelen milletvekilleri, "Bakan özür dileyecek, biz kendisine gerekenleri söyledik. Odaya gel" deyince yeniden toplantı salonuna geçti.

Atalay, özür diledi; ama İşbaşaran’ın sinirleri yatışmadı:

"Özrünüzü kabul etmiyorum. Siz de kaymakam gibi düşünüyorsunuz."

Başka söze gerek var mı?
KAYNAK:http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9074111.asp?yazarid=92&gid=61&sz=9264

                            

  43 -     SEVİNDİK ÇAY EVİ                         14 Mayıs 2008 - Çarşamba , 21:02:00           
AZİZİM

Yemek yedin, dinlendin, içtin suyunu
Terk eyle vadiyi kaç Azizim
Bak güneş batıyor topla yükünü
Karanlıkta kaçmak güç Azizim

Mekan kurdun Brastikte
Arada husumet var ise hele
Namusu kurtardın töreye göre
Yasalara göre suç Azizim

Tükettin karları teptin ayazı
Direndin ecele getirdin yazı
Sonrası ölüm yok Kemah Boğazı
Erzurumdan Öteye geç Azizim

Gecelerin uzun, düşlerin yarım
Saç sakal karışmış perişan durum
Arkada jandarma önde uçurum
Yol burda tükendi seç Azizim

Bulutlar çekildi, yıldızlar küstü
Ay, güneş devrildi vadiye düştü
Sinekler, böcekler kana üşüştü
Susmak yakışmıyor ses Azizim
                            

  44 -     dilek karadağ                         18 Nisan 2008 - Cuma , 21:13:11           
çok güzel bir site hazırlamışsınız elinize sağlık bir alevi olarak gurur duydum
                            

  45 -     Bercenek,li Fezali Haci Cırık                         18 Nisan 2008 - Cuma , 17:59:12           
NEYİN SAVAŞI

Neyin savaşı kırıldı kollarım
Kime seyran olur acısı bana
Dağlar etegi sarılır yollarım
Kime seyran olur acısı bana

Çıkarcı savaşta rantını alır
İşte böyle insan insanı vurur
Sorunlar çözülmez ortada durur
Kime seyran olur acısı bana

Yeniden paylaşım böyle savaşır
Kazancı olanlar sorunlar kaşır
Üreten ezilen yükünü taşır
Kime seyran olur acısı bana

Başımız belada yandık ha yandık
Seçim zamanı bizler kime kandık
Fezalim yıllar yılı hep inandık
Kime seyran olur acısı bana
                            

  46 -     hasan bayram                         18 Nisan 2008 - Cuma , 11:43:08           
değerli öğretmenim ali kaim in halasının ölümü nedeniyle kendisine ve yakınlarına baş sağlığı dileğimi iletiyorum
saygılarımla
hasan bayram
                            

  47 -     Bercenek,,li Fezali Haci Cırık                         15 Nisan 2008 - Salı , 22:44:35           
KAMBUR OLDULAR

Kambur oldular sırtımızda yıllar
Tutuşup birleşsin üreten eller
Bakalım nasıl aşınırmış yollar
Halk adına koşa koşa kanayım

Bu gün git yarin gel köhne sistemi
Bitsin üretmeden yiyenler yemi
Zindanlar boşalsın kapansın yeri
Halk adına baka baka kanayım

Kuş gibi gökte kanat açayım ben
Özgürlük tokumun saçayım ben
Engelsiz yükseklere uçayım ben
Halk adına uça uça kanayım

El emeği nimet verme yabana
Fezalim yorulma gayret tabana
Yollar tuzak dolu düşme kapana
Halk adına dura dura kanayım
                            

  48 -     Berçenek,li Fezali Haci Cırık                         12 Nisan 2008 - Cumartesi , 00:02:47           
NSAN DİYE
İnsan diye inandım ben bir şeye
Bela sardı şerri şehirle köye
Herşey yüce Allahtan diye diye
Karanlık yılları yaşatmak ister

Hara vurur harman savurur yele
Örtülü hesap yenilir güle güle
Kemirdi bedeni saldırdı dala
Karanlık yılları yaşatmak ister

Abdest alır gusul eder usüle
Özel,leştir diye hesaba hile
Cahil olan buna oluyor kale
Karanlık yılları yaşatmak ister

Önce vatan derde içinden başka
Ah bu söze kendi inansa keşke
Dışı cılalı içi başka başka
Karanlık yılları yaşatmak ister

İmanlı gümanlı demokrat kendi
Halife hesaplı cin,minli fendi
Fezalim sorar bu adam kimdi
Karanlık yılları yaşatmak ister
                            

  49 -     SEVİNDİK ÇAY EVİ Bakırköy-İSTANBUL                         11 Nisan 2008 - Cuma , 19:19:41           
KEMALİM
Şehrimin adını gavur koydular
Şöyle etrafıma baktım şaştım,tanıyamadım
Karasakal,yeşil cüpe,başta sarık,alışamadım
Gel Kemalim gel,ülken arıyor seni
XXX
Bana öğretilen din;gönüldedir,haldedir
İnsan ayırmamalı,her yaratılan kardeştir
Şimdi bu benlik neden?Acep bilmem ne iştir
Gel Kemalim gel ülken arıyor seni
XXX
Dört kitabı bir tutmayan islam olmaz
Kul hakkıyla yola çıkan menzil varamaz
Cahil hoca emri ile hedef vurulmaz
Gel Kemalim gel ülken arıyor seni
XXX
Yüce Tanrım akıl vermiş,fikir vermiş,yön vermiş
Ol Yüce Kitabını oku diye göz vermiş
Kara Cahil bu günlerde diken gibi boy vermiş
Gel Kemalim gel ülken arıyor seni
XXX
Yeşil bayrak açmışlar kurtardığın vatanda
Küfrettiler adına toplanıp meydanlarda
Ölmeye hazırız biz bu vatan toprağında
Gel Kemalim gel ülken arıyor seni
XXX
Övmek yerine bir gün anlasaydık biz seni
Bin Kemal doğardı,aratmazdık biz seni
Yarın haykıracak elbet şu gençliğin hür sesi
Gel Kemalim gel ülken arıyor seni
                            

  50 -     SEVİNDİK ÇAY EVİ Bakırköy-İSTANBUL                         11 Nisan 2008 - Cuma , 19:15:31           
KEMAH'LILARIN ÇAY SEVGİSİ


Kemah'lı Değirmenci Halil Ağa'nın eşi Efsane Kahraman Aziz Ağa'nın annesi
Hanım Ağa Kemah'ıların Çayı neden bu kadar çok sevdiklerini şöyle anlatmış;

Çayın alt demliği, suyun devamlı kaynayıp durduğu kap evin kaynanasıdır.
Üst, küçük demlik evdeki gelindir.
Alt demlik kaynadıkça o olgunlaşır,demlenir.
Gelinin kocası ise bardaktır.Biraz gelin doldurur birazda kocanın anası.
Çocuklar Çayın şekeridirler.Tad verirler.
Görümce ise Çay kaşığıdır.Arada bir gelir ve karıştırır gider.
Kaynataya gelince o da bardak altıdır, dökülenleri bir araya toplar.

                            

  51 -     Çağdaş KARABOĞA                         09 Nisan 2008 - Çarşamba , 09:15:51           
2007 hacı bektaş şenliklerinde bizi gazetelerinde en iyi şekilde ağırlayıp ,orda bulunmamıza yardımcı olan ,ve bu gazeteye emek veren herkese tekrardan slmlarımı yolluyorum..Bursadan çağdaş
                            

1 | 2 | 3 | 4 |  5  |  6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 |   İleri » Sona
  Ana Sayfa    Hacıbektaşlılar A.Ş    Hacıbektaş    Suluca Karahöyük    Serçeşme Dergisi    Yazarlar    Ziyaretçi Defteri   Linkler  
Copyright © Sitemizdeki yazı, resim, görüntü ve bilgiler izin alınmadan kullanılamaz