|
22 - BERÇENEK,Lİ FEZALİ Haci cırık 26 Mart 2008 - Çarşamba , 11:00:33
|
|
|

LAİKLİK
CÖKTÜ CÖKECEK
Vatan millet bayrak diyene sözüm
Binanın temeli çöktü çökecek
Kısa zamanda bulunmassa çözüm
Binanın temeli çöktü çökecek
Amarika projesi kurdu parti
Yükledi borçları kalmatı tartı
Döşekler çalındı kayboldu örtü
Binanın temeli çöktü çökecek
Devlet millet malkları yaban elde
Yatırım kalkınma söylenir dilde
Din iman adına icatlar her ilde
Binanın temeli çöktü çökecek
Ateş üstünde kaynar kazan yavaş
Vatanın fakiri bekliyor aş
İşsizlik bitecekmiş geliyor kış
Binanın temeli çöktü çökecek
İç borç dış borç halkadır yükü
Hepsinin dışarda duruyor kökü
Ne varsa sattık vatanın yüz akı
Binanın temeli çöktü çökecek
Fezalim her yılda ümüt bekleriz
Fakirlik yokluğu daha ekleriz
Bilinen gerçegi susar saklarız
Binanın temeli çöktü çökecek
|
|
|
|
|
|
|
23 - Berçenek,li FEZALİ haci cırık 24 Mart 2008 - Pazartesi , 11:20:23
|
|
|
BOYLU POSLU
Boylu poslu biri başbakan oldu
Ardıda önüde tarikat yolu
Bu ikdidar yaşamı onda buldu
Geleni gideni tarikat kulu
Hünerli meydanda rolü yapıyor
Eşdost yakın diyen malı kapıyor
Utanmaz yüzleri halka bakıyor
Şekerli kömrlü tarikat kulu
Kahraman oldu hava cıva sözle
Palavra atar tutar başka pozla
Misafiri bekler gelecek kazla
İmanlı gümanlı tarikat solu
Fezalim gören yokki gerçek özü
Meçliste konuşur karadır yüzü
Sallar etrafa elinde topuzu
Amanı imanı tarikat dili
|
|
|
|
|
|
|
24 - Gökhan 24 Mart 2008 - Pazartesi , 00:26:11
|
|
|
Selam Canlar,
hepinize Almanyadan selamlar. Gurbet\\'e de olsak yine kültürümüzü en iyi þekilde yaþatmaya çalýþýyoruz.
Bugün Almanya Aleviliði bir inanç olarak tanýyýp okularda Alevilik hakkýnda ders hakký tanýyor. Pek yakýnda kendý ülkemizdede bu güzel haberi duyma umudu ile hoþcakalýn.
http://www.alevi-frankurt.com
|
|
|
http://www.alevi-frankfurt.com
|
|
|
25 - Bercnek,li Fezali Haci CIRIK 23 Mart 2008 - Pazar , 13:19:35
|
|
|
DİLİN BELASI
Belalı dilin açarsa yarayı
Dile destan eder el seni seni
Kimler dinler mülkü ile sarayı
Dile destan eder el seni seni
İman güman kuvveti olmaz çare
Gücün yoksa olursun pare pare
Hele dokun bir kere zülfü yare
Dile destan eder el seni seni
Şunlar bunlar mani oluyor diye
Unutma dönüp bak birde geriye
Bolca keseden yiyen oldun niye
Dile destan eder el seni seni
Baş olun cumhur bulun makan senin
Karanlık tarihten geliyor kinin
Rüşvet al ver olmuş imanla dinin
Dile destan eder el seni seni
Fezali insan yürür gider yola
Vallah hoca molla baştaki bela
Yardım der insanlar alıştı yala
Dile destan eder el seni seni
|
|
|
|
|
|
|
26 - HASAN 21 Mart 2008 - Cuma , 00:14:05
|
|
|
Can Dostlar,14.03.2008 tarihinden bu yana internette gazetemiz okuyamıyorum,sorun bende mi,internette mi?
Yanıtınızı bekliyorum,sağlıcakla kalın.
Saygı ile
Hasan BAYRAM
|
|
|
|
|
|
|
27 - Attila UÇAR 16 Mart 2008 - Pazar , 00:07:25
|
|
|
Attila UÇAR : İnancı İnananlara Bırakmak!
Günümüz Türkiye’sinde şeriatçı hareket ABD yanı sıra Devlet olanaklarını da arkasına alarak, genelde toplumu özelde de eğitimi ve ekonomiyi İslamize ederek konumunu pekiştirmeye çalışmaktadır. Türban bu süreçte hem mazlum maskesi takınmanın hem de okullardan başlayarak hegemonya kurabilmenin başlıca aracı olarak kullanılmaktadır. Bu gelişmelere seyirci kalmayan Alevilere asimilasyonu yoğunlaştırarak, laikliği ilke edinmiş Sünnilere de “merak edilecek bir şey yok, laiklik güvenceniz benim” denmektedir.
Zaman zaman kendimize şu soruyu soruyor muyuz? Biz ülke olarak bu günlere nasıl geldik? Bugünlere gelmemizde en büyük katkının 12 Eylül darbesi olduğu yadsınamaz. Toplum karşısında tahakküm eksenli ve Amerikancı darbelerle pekiştirilen devlet geleneği, laik kazanımlarımızın önemli oranda törpülenmesine neden olmuştur. Öyle ki ezilen büyük çoğunluğun laiklik karşısında içine sokulduğu yabancılaşma ve ekonomik haklarımızla laiklik arasındaki kopmaz bağın anlaşılamaz hale getirilmiş olması durumun vahametini göstermeye yeter. Bu gerçeklikte laikliğin Orduya güvenilerek korunabileceğini sanmak en büyük yanılgılardan birini oluşturmaktadır.
Türkiye’nin geldiği kritik dönemeçte gündemden hiç düşmeyen türban sorununa ilişkin yargımı paylaşmak isterim. (Bu konuda Anayasa Mahkemesinin ne karar vereceği beni fazla da ilgilendirmiyor) Öncelikle unutmamamız gereken gerçek, türbanı okul kapıları ve hayatın her alanında böylesi büyüten asli faktör, yürütülen devlet politikalarının kendisidir. Laikliği belli bir bilinçle savunan, her yurttaş bu sorunun kaynağının devlet olduğunu kolaylıkla anlayacaktır. Bugün eğitim sistemimiz türbanlı kız üreten fabrika gibi çalışıyorsa bunun nedenlerini toplumu kontrol altında tutmak isteyen devlet siyaseti olmuştur.
Laikliğin tanımına bakarken toplumun neden Laik olmadığına dair faktörleri iyi tespit etmek ve bunları ortadan kaldırmak gerekir. Hal böyle olunca laiklik korunması değil kazanılması gereken bir olgudur.
Son 15 yılda sıklıkla kullanılan “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganının temel kanısı olan “Türkiye laiktir” sözü ne kadar doğrudur? Bu ülke yurttaşları doğar doğmaz “Müslüman” ilan edilip bunu da nüfuz cüzdanında tescil ettiren zihniyetle Türkiye'nin laik olması mümkün mü gerçekten?. Hani vicdan özgürlüğü? Bu ülkede Ramazan ayında hemen hemen devlet kurumlarının tamamında öğlen yemeğini kaldırmak. Yetmedi yorgun argın gelip yattığın evinde uykunun en güzel yerinde davul sesiyle uyandırılmak. Ramazan bitiminde davulla vermiş olduğu rahatsızlığın haracını isteyen eli sopalı davulcuların kapınıza dayanması da cabası. Bu ülkede gene uykunun en güzel yerinde hoparlörü sonuna kadar açık ezan sesiyle yataktan zıplamak?.. (Mersin Mutat Camisine evi yakın olanlar iyi bilir!!) Bu ülkede 6-7 bakanlığın bütçesi kadar bir bütçeyi İslamın bir mezhebi (Sünni-Hanefi) doğrultusunda fetva üreten bir kurum olan Diyanet’e ayırmak laikliğin neresine sığar. Türkieyede hiçbir yaşamsal kuruma anayasal güvence getirilmezken Diyanete Anayasal koruma getirmek de cabası! Okullara zorunlu din dersi koydurmak, özellikle Alevi çocukların psikolojisini bozmak ve İslam olmayanları ötelemek de bu garip laikliğin bir diğer öğesi. Devletin Türk kültürü adına dinsel faaliyet yürütmesi, yurttaşları Sünnileştirmeyi kendine görev sayması, devletin bütçesinden cami yapmak, üstelik yetmedi bu camileri Alevi halka günde bilmem kaç sefer, bu camiler üstüne dikilen hoparlörden ezan dinlettirmek. Cumhuriyet tarihinden bugüne kadar sanki çok önemli bir eksiklik gibi ha bire İmam Hatip okulları açması, bu okullara sanki bayan imam mümkünmüş gibi kız öğrenci alması, vb., vb..
Özetle bu gerçekler söz konusuyken Anayasaya “Laik” olunduğu yazılmakla laik olunmuyor. Laik devlet din işlerine karışmaz, inancı yurttaşların özgür iradesine bırakır. Hem inanç özgürlüğü ortamı yaratır, ama hem de farklı inançtan yurttaşları ve tabii laik rejimi şeriatçılığa karşı korur. Özellikle de eğitimin din eğitimine dönüşmesini engeller; laik, aydınlanmış yurttaşlar yaratmayı amaçlar. Dolayısıyla şeriatı çok uzaklarda aramaya gerek yok. Çünkü Diyanet bugün Türkiye’nin en büyük şeriat üretim ve propaganda merkezidir. Üstelik bunu Anayasa güvencesi ve benim gibi Alevi vatandaşların vergileriyle yapmaktadır. Ortaya “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” komedisi çıkmaz. Hele son günlerde yaşanan bir olay bunun aynısıdır.
Nitekim Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Danıştay’ın zorunlu din dersleri ilgili aleyhte kararına, “3-5 hasta yanlış tedavi edildi diye hastane kapatmaya kalkışmak” şeklinde itiraz belirtmiş. Sergilediği pervasızlığıyla Bardakoğlu, sanki laik bir ülkenin değil de bir şeriat devletinin uleması gibidir. Laik hukuk değil dini kurallara göre karar açıklayacaksınız anlamında Danıştay’ı ve hatta Avrupa İnsan Hakları mahkemesinin kararının adeta azarlıyor. Bu olay bile Türkiye’nin ne kadar laik olduğunun da düşündürücü bir örneği olarak okunmalıdır.
Bu kapsamda devletin yapması gereken şey, şeriat üretim merkezi olarak çalışan bu Diyanet’i feshederek, onu bir denetim kurumuna dönüştürürken, İNANCI İNANANLARA bırakmaktır. Okul kapılarına dayanan türbanlı kızlarımızın türbanından çok türban üreten sistemimize bakmak gerekir.
Bu bakış açısını düzeltmezsek Türkiye’nin karanlık günleri çok yakındır. Özellikle bu karanlık tablo Aleviler için daha vahimdir. Çünkü Aleviler, Maraş’ı ve Sivas’ı daha unutmamışlardır.
Attila UÇAR
Alevi Haber Ajansı - 08 Mart 2008
|
|
|
|
|
|
|
28 - Satılmış AKYÜZ 14 Mart 2008 - Cuma , 22:05:54
|
|
|
|
Sevgili dostlar bizde Samsun İli Vezirköprü İlçesi Güldere-İmircik köyü derneği olarak Vezirköprü ilçemizde 137 köyde tek Alevi köyü olan Güldere Köyümüze CEMEVİ yaptırıyoruz bukonuda tüm dostlarımızın maddi ve manevi yardımlarını bekliyoruz.İrtibat :Güldere Köyünden Hüseyin DİLMAÇ 0 362 692 00 11 * 0 536 794 65 12 ve Satılmış AKYÜZ Dernek Başkanı 0 536 422 35 19 * 0 544 208 93 16 msn : Sat_akyuz74@hotmail.com
|
|
|
|
|
|
|
29 - BERÇENEK,Lİ FEZALİ Haci CIRIK 11 Mart 2008 - Salı , 10:35:50
|
|
|
SOFTA GÜNAH DEMİŞ
Softa günah demiş içerim rakı
Doldur saki bir daha doldur hele
Meyhane boşalsın görelim taki
Doldur saki bir daha doldur hele
Geçelim benlikten insan olalım
Hedef insanlık sohbete dalalım
Bütün insanları eşit kılalım
Doldur saki bir daha doldfur hele
Kalpden dinlenir dostun nasihatı
Tanıma vezir muzurlu ak parti
Savun savaş bitiren beyanatı
Doldur saki bir daha doldur hele
Sakın gözetme ayrı gayrı insan
Fezalim hak için içe içe kan
Bir gün yol alırsın erken şafaktan
Doldur saki bir daha doldur hele
HASRETİNLE YÜREGİM
Hasretinle yüregim delik deşik
Berçenek,ten sen gideli Mahzuni
Çıkarmı senin gibi ozan aşık
Berçenek,ten sen gideli Mahzuni
Şanınla şöhretin bütün cihana
Öz söyledin hiç olmazki bahane
Milyonlar için ev ev hane hane
Berçenek,ten sen gideli Mahzuni
Sendeki sevdayı halkınla bilen
Yürekte yaşatır cemalin gören
İnsanlık için vardın buran buran
Berçenek,ten sen gideli Mahzuni
Fezalim kuş olur kanat açarım
Sevdan yüreğimde dolu içerim
Bir gün olur burdan bende göçerim
Berçenek,ten sen gideli Mahzuni
|
|
|
|
|
|
|
30 - BERÇENEK,Lİ FEZALİ Haci CIRIK 09 Mart 2008 - Pazar , 00:07:51
|
|
|

BAŞ ÖRTÜSÜ
Baş örtüsü başın belası oldu
Kimi çene der kimi daha başka
Siyaset eline oyuncak buldu
Kimi çene der kimi daha başka
Sırma saçım dalga dalga tararım
Görünsün saçım olurmu zararım
Kekil açar yana yöne sararım
Kimi çene der kimi daha başka
Namusu günahı korumaz türban
Din iman adına görüldük kurban
Karanlık zihniyet bulunca taban
Kimi çene der kimi daha başka
Fezali gönlümde saçın zülfükar
Aşığım ben yare sevgi namus ar
Anne bacı teyze gerçek bana yar
Kimi çene der kimi daha başka
|
|
|
|
|
|
|
31 - BERÇENEK,Lİ FEZALİ Haci CIRIK 08 Mart 2008 - Cumartesi , 21:35:23
|
|
|
ŞAVAŞIN VURGUNU
Savaşın vurgunu yıkılan insan
Ağlamak çere olmuyor bilesin
Yaşamı zehirler etmezsen isyan
Ağlamak çare bulmuyor bilesin
Rantcı deger verir emir elinde
Vatan sakarya der düşmez dilinde
Silah tüçcarı gidiyor yolunda
Ağlamak çare görmüyor bilesin
Acımaz vurdukca cana vuruyor
Çıkarı olanlar seyre doruyor
Ezenin yanında taraf buluyor
Ağlamak çare vermiyor bilesin
Dayanmaz bu acıya canı olan
Fezalim halkımız ezilen solan
Kurtulur özünde çareyi bulan
Ağlamak cara ermiyor bilesin
|
|
|
|
|
|
|
|