13 Aralık 2006
 
22:48:02
 
155188
(defa okundu)
Ali Yıldırım
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI SUÇ İŞLİYOR… Ali YILDIRIM
SARIKLI LAİKLİK
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu HaberTürk kanalında Basın Kulübü programına katıldı ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Program İstanbul’da yapıldı ve 11 Aralık günü aynı kanalda yayınlandı. DİB başkanı ne söyledi bu yazıda benim için bunun bir önemi yok. Söyledikleri yasal olarak kendisine verilen yetki çerçevesinde mi idi bununla da ilgili değilim. Burada DİB başkanının hepimizin gözü önünde işlediği bir suça dikkat çekmek istiyorum. 3.12.1934 tarihli ve 2596 sayılı bir yasa var. Yasanın adı “Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun”. Bu yasanın 1.maddesi “Herhangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin ( din görevlilerinin ) mabet ve ayinler haricinde ruhani kisve taşımalarını yasak”lıyor. Yani DİB başkanı Ali Bardakoğlu’nun HaberTürk TV’sinde sarık ve cüppe ile programa katılması mümkün değil. HaberTürk TV’si bir mabet olmadığına göre, orada yapılan iş de “ayin” olmadığına göre DİB başkanı açıkca 2596 sayılı yasayı ihlal ediyor, çiğniyor. Evet DİB başkanı suç işliyor. Bu ülkede hiç kimsenin sıfat ve unvanı ne olursa olsun suç işleme özgürlüğü bulunmuyor, buna DİB başkanı da dahildir. Şimdi ne önemi var ki bunun diyenler çıkacaktır. Tam da bu nedenle bu noktaya işaret ediyorum. Tüm anti laik gidişat karşısında “ne önemi var ki bunun” tepkisi gösterdiğimiz için özgürlük alanımız daralıyor. Evet HaberTürk TV’sine DİB başkanının cüppe ve sarıkla katılarak suç işlemiştir ve savcılar görevini yapmalıdır.
REİS DİB BİNASINDA DA CÜPPE VE SARIK GİYEMEZ DİB başkanı sık sık altın sim işlemeli cüpbesi ve sarığıyla DİB binasında gazete ve televizyonlara poz veriyor. Yukarıda kanal için söylediklerimizi DİB binası için tekrarlamamız gerekiyor. Ankara’da Eskişehir yolu üzerinde Milli Güvenlik Kurulu binasının tam karşısında DİB’in bir şato görünümündeki merkez binası var. DİB başkanı burada oturuyor. Ne var ki burası ne bir mabet ne de orada yapılan işin adı “ayin”! Orası Türkiye Cumhuriyeti’nin bir devlet dairesi. Yani DİB başkanı o devlet dairesinde de 2596 sayılı yasayı ihlal etme özgürlüğüne sahip değil. DİB başkanı bir camiye gider ve orada sarık ve cüppesiyle görünebilir. DİB binasının içinde bir cami varsa (binaya girmedim ama, vapurlara mescit yapanlar oraya da bir cami yapmıştır mutlaka) resimlerini orada çektirebilir, görüntülerini orada aldırabilir. Ama makamında, makam koltuğunda asla cüppe ve sarık giyemez. Giymektedir ve suç işlemektedir. Savcıları göreve çağırmak görevimiz oluyor. Çağırıyorum.
DİB BAŞKANI PAPA İLE HANGİ SIFATLA GÖRÜŞTÜ DİB yasası ile DİB başkanlığı devletin bir genel müdürlüğü statüsünde tanımlanmıştır. Yani DİB başkanı bir devletin memurudur. İmam ya da vaiz statüsünde de değildir. DİB başkanı yasaya göre din adamı değildir. DİB başkanı yasaya göre yine herhangi bir dinin temsilcisi de değildir. Türkiye’de böyle bir statü de yoktur zaten. Peki öyle ise DİB başkanı Papa 16. Benedikt’le hangi sıfatla konuşmuş, konuşabilmiştir? Tamam, Papa Katolik Hıristiyanların temsilcisidir. Ya devletin genel müdürü Bardakoğlu kimin, hangi dinin temsilcisidir? DİB başkanı dini lider değildir, Papa ile yapılan görüşme özel bir görüşme olabilir, o zaman görüşmeyi evinde yapması gerekirdi. Papa 16. Benedikt yanıltılmıştır, bu Vatikan görevlilerinin bilgisizliğinden kaynaklanmış olabileceği gibi Türkiye’de kamusal alanı dinselleştirme, ılımlı islamı yaygınlaştırma amacındaki derin güçlerin bir komplosu da olabilir. Bu görüşme laikliğe karşı yapılmış bir darbedir. Sözde laiklik cengaveri kesilen siyasetçi, yazar çizer takımı dahi bu görüşmeye itiraz etmedikleri gibi DİB başkanını alkışlamışlardır. Türkiye’de Aleviler dışındaki çevrelerin laiklik söylemleri yalan ve ikiyüzlülük üzerine kuruludur. Yazık ki diğerlerinin kanı bir şekilde anti laik cephe ile uyuşmaktadır. Maalesef Türkiye’de gerçek anlamda Laikliği savunan yalnızca ve yalnızca Alevilerdir. Evet gerçek ayrıntıda gizlidir. Tabi bunun giz denecek bir yanı kalmışsa! --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Yüzyıllardan bu yana,tarihinden ve değerlerinden ödün vermeden bugünlere gelen Anadolu Aleviliği,bugün içeriden ve dışarıdan çeşitli yıpratma saldırılarına maruz bırakılmaktadır.Bizler Anadolu Alevileri olarak,inancımızın asimile edilmesi önünde kararlılıkla durmaya devam edeceğiz.Hep birlikte..
|