Design and Programm Turan Özcan
http://www.hacibektaslilar.com/
   4 Aralık 2008, Perşembe   
Arşiv >> 
"Serçeşme'nin Sesi " yola koyuldu... , Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu,        + + +        
 Ana Sayfa  
 Hacıbektaşlılar A.Ş  
 Hacıbektaş  
 Suluca Karahöyük  
 Serçeşme Dergisi  
  Yazarlar
  Ziyaretçi Defteri
  Linkler
Açılış Sayfam Yap! Favorilerime Ekle!  info@hacibektaslilar.com
İsmail Kaygusuz
Recai Aksu
Yrd. Doc. Ali Yaman
Hasan Kaya
Aydın Şimşek
İbrahim Bahadır
Ahmet Ateş
Ali Haydar Avcı
Ali Balkız
Erdoğan Aydın
Ali Duran Gülçiçek
Rıza Aydoğmuş
Dr. E. Sabri Dündar
Berçenekli FEZALİ Hacı CIRIK
  Ana Sayfa >  YAZARLAR

ALEVİ AYDINLANMASI-ALEVİ YAZGISI
      

       08 Nisan 2006        15:23:11        57962   (defa okundu)    

Esat Korkmaz
    

ALEVÝ AYDINLANMASI - ALEVÝ YAZGISI

                                              

                                               Hýzlý yürüyelim de yazgýmýz öne geçmesin.

 

Canlara,

Bir insanýn üç türlü yazgýsý vardýr:

a) Doðasal yazgý; insanýn doða karþýsýndaki kaderi; inanç diliyle söylersek tanrýsal yazgý,

b) Toplumsal yazgý; sýnýfsal kader ve

c) Bireysel yazgý; sýnýf insanýnýn kaderi.

Sýnýflý bir toplumda sýnýf insanýnýn “kaderi” olarak algýlanan “toplumsal ve bireysel

yazgý aþýlmadan”, yani bu yazgýlar üzerinde belirleyicilik oluþturulmadan doðasal yazgý

üzerinde, metafizik tanrýnýn dünya görüþü üzerinde “egemenlik” kurulamaz.

Sözde biz þimdi “kendi doðamýzýn yazgýsýna” egemen olacaðýmýz bir “çaðý” yaþamaya

hazýrlanýyoruz. Apansýz yakalandýðýmýz da bir gerçek. Çünkü, þeriatçý Ortaçað kurumlarýyla/

deðerleriyle “aydýnlanma zemininde”, yani Mustafa Kemal’in baþlattýðý “burjuva demokratik

devrimi zemininde” adam gibi hesaplaþamadýk; bu topraðýn ilerici dinamiklerini, özellikle

Alevileri-Bektaþileri, bireysel-toplumsal ve doðasal yazgý üzerinde “egemenlik” kurmaya

yönelik harekete geçiremedik de ondan. “Alevi aydýnlanmasý” bu hesaplaþmayý saðlayacak

ya da bu hesaplaþmayý canlandýracak en etkili “araç”lardan birisidir:

Açýk Deðil mi?

Eksik hesaplaþmanýn “bedelini” ödüyoruz. Günümüze uzanan, ötesinde iktidara taþýnan ve

“karayazgý” çaðýna duyulan derin bir özlem biçiminde dýþa vuran “köktendinci baðnazlýk”,

bizi yolumuzdan çevirmeye çalýþýyor. Þeriatçý bir geçmiþten gelerek, yaþanan aný ve geleceði

þeriatçý biçimde “üretmeye” soyunuyor. Sünni Ortodoks inancý, toplumun tümüne, hatta

doðaya dayatýyor; bireyin-toplumun ve doðanýn bilincini “silmeye”, onun yerine metafizik

tanrýnýn “dünya görüþünü” yerleþtirmeye çalýþýyor. Aydýnlanmayý, aydýnlanmacýlarý, boðmaya

yelteniyor; akýl taþýyýcýlarýný kuþatma altýna alýyor ve hemen her türlü “insanlýk

kazanýmýna” saldýrýyor.

Susacak mýyýz?

Aydýnlanma zemininde düþüncenin evrimiyle saðlanan; insanlýðýn geliþmiþ, derinleþmiþ

biçimi olarak algýlanan ve bir “kazanýlmýþ hak” durumunda bulunan insanlýk kazanýmlarýný

yadsýyacak mýyýz? Bunu yaparsak kendimizi yadsýmýþ oluruz; aklýn karþý kanalýna gireriz;

insanlaþmanýn “uzaðýna” düþeriz.

Bu toprak insanýný esenliðe kavuþturan aydýnlanmacý güçlerin baþýnda Alevilerin-Bektaþilerin

geldiði savý, hemen herkesin ortak yargýsý durumundadýr. Yargýnýn nedeni, Alevilerin-

Bektaþilerin þeriatçý inanca karþý “akýl alanýnda” kalarak oynadýklarý onurlu iþlevin

bilince çýkardýðý bir gerçekliktir. Bâtýnilikte bilme-bilinç, “neden” temellidir; “neden” ne

denli saðlýklý bilinirse/güncelleþtirilebilirse aydýnlanma o edenli “saðlýklý” geliþir.

Akýlla ulaþýlan sonuçlara cesaretle koþarken “kirlenmeye” karþý bir önlem olarak kendi

inancýný bile kendine “engel” gören Alevi-Bektaþi dünyasýný, aydýnlanma açýsýndan sorgulamak,

aydýnlanmanýn neresinde bulunduðunu “ikirciksiz” ortaya koymak zamaný gelmiþtir.

Düþünmenin kesintiye uðramasýna izin vermeyelim: Çünkü düþünme eylemi, ancak

þeriatçý bir inanç “dayatmasý” karþýsýnda kendi kendisini “durdurabilir”. Þeriatçý inanç, her

türden “sorgulamanýn” son bulduðu noktada baþlar. Öngördüðü “kesin” ve “deðiþmez”

doðrular, insaný insan yapan düþünme yetisini “örseler, kýsýrlaþtýrýr” ya da “ortadan kaldýrýr”.

Bu nedenle þeriatçý inançta “evrim” yoktur; zaman içinde bir “ilerleme” göstermesi

düþünülemez. Demek ki görevimiz/yükümlülüðümüz açýk: Þeriatçý inancýn “kesinliðine” ve

“ödünsüzlüðüne” karþý durmak, düþüncenin “engellenemez evrimini” koþulsuz benimsemek

durumundayýz.

Bu yaklaþým, aydýn kimliðini de açýða vurmaktadýr:

Aydýn, düþüncenin “evrimini” yadsýmayan;

düþünme eyleminde bulunarak bu evrime

“katkýda” bulunan; katký verdiði oranda “koþullanmýþlýklarýndan

arýnan” kiþi demektir. Bu

tanýmýn dýþýnda kalan “okumuþlar”, eleþtirilmesi

gereken aydýnlar deðil, zaten aydýn olmayanlardýr.

Tarihsel süreç içinde insanlýk aydýnlanma

zeminini, öncelikle inançtan akla atlayarak,

inanç alaný dýþýna taþýnýp doðayla ve toplumla

bir hesaplaþma içine girerek yarattý: Bilgelerin

öncülüðünde yaþama geçirilen bu aydýnlanma,

Ýlkçað aydýnlanmacýlýðý idi: Ýnsanýn bedensel

ve zihinsel yeteneklerinin eðitimle geliþtirilmesini

amaçladý.

Ardýndan, akla atlayabilmek için inançta

kimi “varsayým” öðelerini kabul eden XVIII.

yüzyýl aydýnlanmacýlýðý, yani “Rönesans” ile

baþlayan “burjuva aydýnlanmasý” geldi: Ýlkçað

aydýnlanmasýnýn ürünlerini ortaya çýkararak

bilimi, kilise baskýsýna karþý savundu ve geliþtirdi;

gericiliðe karþý insanýn her türden haklarýný

savundu; Ortaçað’da kendini yitirme

noktasýna gelen insaný yeniden keþfetti; dünyanýn

insan eliyle deðiþtirilebileceði inancýný, insan

sevgisinin ve insana saygýnýn temeline yerleþtirdi.

Bunu, XIX. yüzyýlýn gerçek aydýnlanmacýlýðý,

yani “toplumcu aydýnlanama” izledi: Tarihin

nesnel yasalarýna dayandý; insanlýk-öncesi

çaðdan, insanýn özgürce geliþebileceði insanlýk

çaðýna geçiþin nesnel koþullarýný sergiledi ve

yasalarýný açýkladý; ezilen sýnýf insanýný, üretim

araçlarýnýn özel mülkiyetine karþý örgütleyerek

insanýn “kendisini yeniden ele geçirmesini”

saðladý.

“Alevilik-Bektaþilik, bu aydýnlanma halkasýnýn

neresindedir?”, sorusunu yanýtlamak durumundayýz.

Kitaplar yazmýyor diye “atlamak”

bizim güçsüzlüðümüzü gösterir. Alevilik-

Bektaþilik bir Ortaçað ürünü olduðuna göre

aydýnlanmasý da bir Ortaçað aydýnlanmasýdýr.

Öncelikle belirtelim: XIX. yüzyýlýn ikinci yarýsýna

gelinceye deðin aydýnlanma, bir “inanç”

öðesine de yer verdiði için düþünceci-idealizmle

belirgin “metafizik bir aydýnlanma”dýr.

Bir idealizm-materyalizm bileþimi olan

Alevilik-Bektaþilik genelde; Ýlkçað aydýnlanmasýnýn

ve XVIII. yüzyýlýn aydýnlanmacýlýðýnýn

temelini oluþturan “metafizik bir aydýnlanma

zeminine” oturur. Özelde ise varsaydýðý

metafiziðin insan ve insan aklý tarafýndan sürekli

“beslenmesini bir zorunluluk” olarak öne

çýkardýðý için, kimi durumlarda, XIX. yüzyýlýn

ikinci yarýsýnda “diyalektik ve tarihi materyalizm”

üzerine yapýlandýrýlan “gerçek aydýnlanmaya”

silik adýmlar atar.

Aleviler-Bektaþiler, alýnyazýsýna karþý

“kavga” vereceklerse eðer, her þeyden önce

“Alevi aydýnlanmasýný” güncelleþtirerek kendi

alýnyazýlarýný da kendi baþkaldýrýlarýnýn “göbeðine”

yerleþtirmek, kendilerini ve ötesinde

içinde bulunduklarý toplumu “tarihi aþmaya”

uyarlamak durumundadýrlar.

 

 


  Geri Geri Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla Yazdır Yazdır Yukarı Yukarı  

ÜYE GİRİŞ
13Sulucakarahöyük Radyosunu dinlemek için tıklayın!
Editör ...
Gülağ Öz
Erdinç Utku
Kendal Doğan
Hüseyin Demirtaş
Anket
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok güzel
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Anket Sonucları
Version 2.0
Dertli Divani
Ali Yıldırım
  Ana Sayfa    Hacıbektaşlılar A.Ş    Hacıbektaş    Suluca Karahöyük    Serçeşme Dergisi    Yazarlar    Ziyaretçi Defteri   Linkler  
Copyright © Sitemizdeki yazı, resim, görüntü ve bilgiler izin alınmadan kullanılamaz