Design and Programm Turan Özcan
http://www.hacibektaslilar.com/
   12 Şubat 2012, Pazar   
Arşiv >> 
"Serçeşme'nin Sesi " yola koyuldu... , Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu,        + + +        
 Ana Sayfa  
 Hacıbektaşlılar A.Ş  
 Hacıbektaş  
 Suluca Karahöyük  
 Serçeşme Dergisi  
  Yazarlar
  Ziyaretçi Defteri
  Linkler
Açılış Sayfam Yap! Favorilerime Ekle!  info@hacibektaslilar.com
İsmail Kaygusuz
Dr. Ali Yaman
Esat Korkmaz
Ali Haydar Avcı
Erdoğan Aydın
Ahmet Ateş
Ali Duran Gülçiçek
Dr. E. Sabri Dündar
  Ana Sayfa >  YAZARLAR
ALEVİLER NİYE MARKSİST VE ATEİSTLERE KUCAK AÇIYOR?
      

       29 Mart 2006        20:34:43        6435   (defa okundu)    

Hüseyin Demirtaş
    

ALEVİLER NİYE MARKSİST VE ATEİSTLERE KUCAK AÇIYOR?

 

            Medyada sık sık “Cemevinden bölücü örgüt militanının cenazesi kaldırıldı”, “Cemevleri illegal örgütlerin, Marksistlerin yuvası oluyor” gibisinden haberler yer alır. Ayrıca Alevileri dışardan takip edenler ve sağ siyasal görüşlere yakın olan bazı Alevi önderleri de zaman zaman ortaya atılıp Alevilerin ve Aleviliğin Marksistlerin, solcuların ve ateistlerin elinden kurtarılması gereğinden dem vururlar. Çünkü onlara göre, Alevi örgütlerine çöreklenen marksistler, ateistler Alevilere zarar vermekte; Aleviliği özünden saptırmaktadırlar. Bu nedenle bunlar yerlerinden hemen uzaklaştırılmalıdır. Tabii bu makamlar ellerine bir geçse Alevileri ve Aleviliği alıp kimlere ve ne karşılığı teslim edecekleri ise hiç bilinmez...

            Gerçekten Alevi örgütlenmelerine baktığımızda önder konumunda olan bir çok insan yanında Alevilik üzerine kafa yoran çok sayıda Alevi olmayan araştırmacı ve yazarın marksist veya ateist olduğu görülür. Dikkat çekici bir biçimde yine bu kişiler Alevi kitleden büyük bir tepki görmedikleri gibi, yazdıkları kitaplar da hem bir çok Alevinin evinde hem de bir çok cemevinin kütüphanesinde baş köşeye yerleştirilmiştir.

Ancak ilk bakışta çelişki gibi dursa da derinlemesine düşünüldüğünde bir inanç sistemi olan Alevilikle, dünyevi bir ideoloji olan Marksizmin ve tanrı fikrine karşı çıkan ateizmin bir arada bulunmasını veya birbirlerine tahammül ve tolerans göstermesini  yadırgamamak gerekiyor. Burada yöneliş veya karşılıklı etki-tepki Marksizm ve ateizmden çok Alevilikten yana işlemektedir. Yani Marksistler ve ateistler Aleviliğe ve Alevilere inancın deformasyonu bakımından en asgari etkiyi yaparken, aksine Alevilik felsefesi Marksist ve ateistleri tamamlamakta; bu iki dünya görüşünün eksik ve gedikleri Alevilikten devşirilen değerlerle kapatılmaktadır. Örneğin Marksizm bütünlüklü bir dünya görüşü olmasına rağmen çerçevesi özenle çizilmiş bir din ve ahlak teorisi yoktur. Yine Marksizmden çıkan sosyal demokrasinin de iktidara geldiği ülkede din ve ahlak meselesinin nasıl ele alınacağı, çözüleceği, toplumun inançsal taleplerinin ne şekilde karşılanacağı konusunda bir reçetesi yoktur. Fransa ve Türkiye gibi ülkelerde en yoğun uygulama zemini bulan laik sistem de insanların inanç boşluğunu nasıl dolduracağına, toplumun inançlarını ifası için hangi ölçüleri takip edeceğine ilişkin net bir cevap getirememiştir.

Kısaca söylersek, adı geçen sistemler laik bir ahlak anlayışı, kavrayışı getirememişlerdir. Böyle olunca ahlak da kaynağını çoğunlukla dinden aldığından gerek komünizm, gerek demokrasi gerekse de laik cumhuriyetlerin egemenliği altındaki ülkelerde devlet, siyaset ve ekonomi hızla dinden bağımsızlaşırken, toplum aynı hızda sekulerleştirilememiş; dinin insan ve toplum üzerindeki ağırlığı çok fazla aşağıya çekilememiştir. Buna en açık örnek eski Sovyet cumhuriyetleridir. SSCB yıkılır yıkılmaz 70 yıldır yasaklanan Ortodoks Hıristiyanlık sanki hiçbir şey olmamış gibi bütün canlılığı ile sahneye çıkmıştır. Müslüman cumhuriyetlerde de İslam.

İşte Aleviler ve Marksist-ateist çevreler arasındaki ilişkiyi bu çerçevede görmek gerekir. Başka bir çok şeyi dünya görüşü olan Marksizm’de, ateizmde bulanlar ahlaki-etik değerleri oralarda bulamadıklarından ve de Sünni İslami çevreye zaten yaklaşmayacaklarından, dogmaları çok fazla olmayan ve insana insan olduğu için değer verildiğinden dolayı Aleviliğe ve Alevilere yaklaşmaktalar; burada kendilerine bir sığınak bulabilmektedirler. 

Biraz daha açarsak, ben sosyalistim, marksistim ve ateistim diyen Sünni organizasyonların yanına bile yaklaşamaz. Kabul etmezler. Onlar insanın tek şapka taşımasını isterler, senin kendilerinin yaptığı dini pratikleri yerine getirmeni talep ederler. Etmekle kalmaz, kontrol de ederler. Oysa Alevilik öyle değildir. Alevi mekanlarına edepli olan her insan kim olursa olsun gelebilir. Bunlardan ibadet etmesi beklenmez, Aleviliğe inanmaları talep edilmez. Alevilikte zorlayıcılık ve dayatma yoktur. Zaten sonuçta özellikle Marksizm sadece topluma yeni bir ekonomik ve siyasal sistem vaat eder. Yeni bir din, mezhep, tarikat ve öte dünyaya ilişkin bir inanç dayatmaz. Ateizm de malum yalnız tanrı fikrini kabul etmez o kadar. İnsana daha fazlasını söylemez. Böyle bakınca sadece dünyevi konulara ilişkin bir çerçeve sunan Marksizmden ve ateizmden, dolayısıyla bu görüşteki insanlardan korkmaya gerek yok. Çünkü Aleviliğin ve bu ideolojilerin sahaları büyük ölçüde farklı. Bu türden insanların Alevilerin içinden çıkması ve başka inançlardan kimselerin de Alevilere yaklaşmasının ne sakıncası olsun ki? 

Ayrıca tarihte Aleviler hep sistem tarafından ezilenlerin sığınağı ve barınağı olmuştur. Düşene, ezilene, devletin gadrine uğramışa bir tekme de Alevi vurmaz. Alevi felsefesi, “72 millete bir gözle bakma”, “İnsanı insan olduğu için sevme”, Yunus’un dediği gibi “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” ilkeleri üzerine kuruludur. Bu nedenle olsa gerek, 1915’te Sivas ve Dersim Alevileri tehcire gönderilen Ermenileri hayatları pahasına evlerinde saklamışlardır. Yine Osmanlı döneminde Bektaşi tekkeleri ve Alevi köyleri gerek baskı gören Hıristiyanların gerekse de Sünni hayat tarzından kaçan, biraz nefes almak isteyen, İslam’ı daha liberal formlarda yaşama arayışında olanların sığınağı, barınağı, emniyet sübabı işlevi görmüştür. Keza 1960’lardan sonra solun yükselişe geçtiği dönemde de bir çok Sünni kökenli devrimci ihbar edilme korkusu olmadan, Allah’a inanıp inanmadığı sorgulanmadan en rahat ve güvenli günlerini Alevi köylerinde geçirmiştir.

Bugün de toplum baskısından kaçan, son yıllarda Türkiye toplumunda yaşanan yobazlaşmadan rahatsız olan inançlı Sünniler yanında laikliği içselleştirmiş, dine günlük yaşamında öncelikli bir yer tanımayan Sünni kökenli bir çok insan biraz nefes almak, rahat edebilmek için gösterilen engin toleranstan dolayı cemevlerine koşmakta veya sık sık Alevi dostlarıyla bir araya gelme gereği hissetmektedir.

Bu geliş-gidişlerden rahatsız olmamak gerekiyor. Zira Sünniler içinde bu kesimler olmasa Türkiye’de Alevilerin hayatı daha zor olurdu. Hele hele içlerindeki ve dışlarındaki Marksistler ve solculardan daha az şikayetçi olmalı Aleviler. Çünkü sonuçta Alevi örgütlülüğü bugünkü küçümsenmemesi gereken geldiği yeri büyük ölçüde bu kesimlere borçlu. İtiraf etmek gerekirse, bundan 30 yıl önce büyük ölçüde köylü, kırsal ve kapalı bir toplum yapısı sergileyen Alevilere medeni dünyayı, modern örgütlenme biçimlerini ve kentleşmeye uyum alternatiflerini solcular tanıtmıştır. Alevi-sol ilişkisi olmasa, Aleviler bugün hem bu kadar gündemde olmaz hem de etkili olamazlardı. Tabii ki bu ilişkinin dezavantajları da olmadı değil, oldu ama her ilişki böyle değil midir?

Aleviler bu türden ilişkileri sürdürmeli ve daha da geliştirmelidir. Ayakta durabilmek için içe kapanma değil kısmen Alevi büyüğü de sayılabilecek olan Mevlana’nın dediği gibi, herkese “Gel, gel, ne olursan, kim olursan gel” demek gerekiyor. Zaten Aleviliğin özü de bu; herkese kucak açmak...

Kucak aç ki, sana da kucak açsınlar!


  Geri Geri Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla Yazdır Yazdır Yukarı Yukarı  

ÜYE GİRİŞ
Hasan Kaya
Hasan Kaya
Hasan Kaya
Editör ...
Gülağ Öz
Erdinç Utku
Anket
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok güzel
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Anket Sonucları
Version 2.0
Ahmet Ateş
Dertli Divani
Ali Kaim
  Ana Sayfa    Hacıbektaşlılar A.Ş    Hacıbektaş    Suluca Karahöyük    Serçeşme Dergisi    Yazarlar    Ziyaretçi Defteri   Linkler  
Copyright © Sitemizdeki yazı, resim, görüntü ve bilgiler izin alınmadan kullanılamaz